15 Kasım 2017 Çarşamba

Yakın değiliz belki ama

        Bir arkadaşım annesini kaybetti. Verebilsem ömrümden, birazını verirdim. Hep birlikte mutlu yaşayıp, hep birlikte mutlu vedalaşırdık. Her şey geçiyor ama özlemek geçmiyor =(
İnsanın en aciz hali bu... Saçma şeyler yazdım. Hep burada olacağımı fln söyledim. Sanki ihtiyacı varmış gibi... =( Dilerim kolayca, çabucak hafiflesin yüreği... Annesi de eminim öyle isterdi. Canım Murat.

7 Nisan 2017 Cuma

Seni tanısaydım da severdim yine. Daha da çok severdim. Kızar, küser, incinir ama sonra daha da çok severdim. Tanıma fırsatı bulamadım ama yine sevdim. Tanımamı da istemedin.
Beni tanısan sever miydin bilmiyorum. Sevdiğini söyledin ama tanımak da istemedin.
Sensiz hiç bir yere sığamıyordum. Söyledim ve bunu çok sevdin.
Koca bir boşluğu nereye sığdırabilirdik ki?

3 Nisan 2017 Pazartesi

IST-HRK

Kaybedecek bir şeyimin olmaması beni daha özgür kılmaz mı? Ya da kaybetmemek için daha mı güçlü savaşılır?
Yukaridaki zımbırtıyı bilmem kaç ay önce yazmışım. Buraya gelip ağlak zırlak yazılar yazmaktan, buhranlarımı ekranın orta yerine kusmaktan sıkıldığım için susup toparlamayı bekliyordum. Lakin anladım ki benden bir cacık olmayacak.
Kendiniz icin de yazsanız paylaşmak için de yazsanız yazdıklarınızı okumaktan mutlu oluyorum. Bloglarınızı nereden buldum nasıl takip ettim bilmiyorum ama orada olduğunuz ve susmadığınız için teşekkür ediyorum.
Şimdi hazırlanıp işe gideyim.

29 Kasım 2016 Salı

CHAPECOENSE


        Her kaza, her felaket, her ölüm haberi için üzülüyorum elbet. Ama bu içimi çok farklı sızlattı. Chapecoense ve LAMIA Bolivya'nın kaybı için çok üzgünüm.

27 Kasım 2016 Pazar

Bilmemmm gökyüzünde aramak doğru da değil


        Artık tamamen büyümek zorundayım. Bu dünya çocuk kalabilmek için çok yanlış insanlarla dolu. Sanırım anlatacak hiç bir şeyim de kalmadı. Burayı seviyorum aslında. Çok şey anlatamasam bile, görünce bile soluklandığım eski bir dost gibi. Bilmiyorum anlamlı cümlelerin bütünlük sağladığı bir metin olmayacak bu. "Bu bir uçurtmanın kaçışı belki de değil..." Ne zaman anlatmak istesem; olan biten onca şey, her gün gördüğümüz onca kabus aklıma geliyor ve utanıp susuyorum. Yine susup gideyim.

28 Haziran 2016 Salı

657exit

Yazmıyorum. Yazmıyorum çünkü hep aynı şeylerden söylenmekten sıkıldım. Hiç bir şeyin değişmemesinden ve üstelik o değişmeyen resmin bir parçası olmaktan sıkıldım. Aptallık derecesinde iyimser olmak zorunda kalmaktan sıkıldım. Beynime çekiçlerle vuruyorlar sanki... Tuhaf tuhaf sesler duyuyorum. Hepsi benim biliyorum. Ama kendime dahi tahammülüm kalmadı. Şikayet etmeyi bile beceremiyorum çünkü. Canımı bunca acıtan insanları düşünürken bile üzülüyorum.  Utanıyorum yazmaya haksızlık mı ediyorum diye....
İflah olmaz bir aptalım.
Yetişkin rolü yapan aptalca bir çocuk.

21 Şubat 2016 Pazar

Biraz ilerisi 30


        Uzun uzun sustuktan sonra geri geldim.
O arada neler olup bittiğine bugün hiç değinmeyelim. Bugün doğum günüm.
        Güzel bir gün olur umarım. Güzel bir güne gerçekten ihtiyacım var.

        =)

21 Aralık 2015 Pazartesi

Şöyle bir uğradım


        Aslında size birinden bahsetmek istiyordum ve kendime bunu bahane sayarak uzun zaman sustum. Lakin vazgeçmiş olabilirim, buna şu anda kafa yormak istemiyorum. Peki bugün size ne mi anlatacağım?  Bilmiyorum. İçimde biriktirip biriktirip unutuyorum. Öyle gereksiz şeyler düşünüyorum ki insan anlatmaya utanır.
        Şu sıralar geleceğimden endişe ediyorum.  Varlığı bile şüpheli olan şeyin endişesi mi olurmuş.... Tadım tuzum yok ama anlatırken daha da tatsız oluyor simdi gidiyorum yarın döneceğim.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Aksaklıklar.


        Üstüme vazife olan olmayan her şeye üzülürüm hep. Herkesin iyi olmasını istemek çok mu garip çok mu yersiz? Olmuyor içim dayanmıyor. Sabah durakta bıraktığım hasta köpekteydi aklım tüm gün. Döndüğümde göremedim =(
        Sonra aklıma Ahmet geldi, yine üzüldüm. Yakın olmayabiliriz ama bir insanın gözlerine bakınca yüreği görülüyorsa üzülmesin istiyorum.
        Sonra daha bir sürü bir sürü şeye üzülüyorum. Bugünlerde becerebildiğim hiçbir şey yok. Ne doğru dürüst işe gitmeyi ne insanlarla iki çift laf etmeyi... Ama bunca beceriksizliğe rağmen susmayı bile beceremiyorum. Offfffffffffffffffffff.

18 Eylül 2015 Cuma

Olmadı

Her gün farklı bir şehre gidip sonrasında aynı duvarların arasında boğulmak benim tanımlayamadığım hislerle sonuçlanıyor. Düzgün cümleler kuramıyorum. Noktalama işaretlerinin nerede durması gerektiğine şu an karar veremiyorum. Gerçekten çok sıkıldım. Kedimi özlüyorum =( 
Gerçekten ait olduğum bir yer olsun istiyorum. Hem her türlü bağlılıktan hoşlanmamak hem bağlanacak bir şeylerin yoksunluğunu çekmek de çok saçma. Gözlerim çok acıdığı için bu bunaltıcı yazıyı da burada sonlandırıyorum.